|
YALNIZLIK
ŞİİRLERİ
Yalnızlık
Yalnızlığımı büyütür
kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak
kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine
konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım
büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli
güvercinleriyle.
Kimin öznesiydi mevsimler işkence
öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu
bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son
mevsime içimde bir kedi yavrusu.
Yalnızlık
Dışımda yağmur yağıyor,
sessiz İçimde yalnızlık öyle yorgun Gökyüzü genişler
birazdan, yağmur diner Mindere uzanır misafir
güneş
Camlarda ışıldayan altın aydınlık Masadaki
sürahiye yansır Bütün tazeliğiyle yeniden Cömert bir gün
doğar şehrin üstüne.
Güzeldir bu tabiat
güzelliğine Oysa insanları da sevmek isterdim Böyle uzak
oldukça kendimden bile Tad alamıyorum canım
dünyadan.
Gül, Sonbahar, Sonra
Bir alev-gül
baygın dudaklarında Düş düş... Yalnızlık ormanları
kuytu Bütün masallar büyümüş...
Oltalarda mercan
balıklar Yalnızlık denizleri, derin... Düşünüyorum,
kuytu odalarda Bir güle uzanıyor ellerin...
Bir
damla yaş gibi sıcacık Bakışlarında eylül
bahçeleri... Bir gül gibi topluyorum usulca Uykusuz
geceleri...
Bir gül yaprağısın uzakta Hayal gibi yok
musun, var mısın? Yalnızım, dertliyim, çaresizim Duyar
mısın?
Yalnızlık Şiiri
karanlığın insanı delirten
bir ihtişamı vardır yıldızlar aydınlık fikirler gibi
havada salkım salkım bu gece dağ başları kadar yalnızım
çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
dudaklarımda eski bir mektep türküsü karanlıkta sana
doğru uzanmış ellerim gözlerim gözlerini arıyor durmadan
nerdesin?
İki Köşeli Yalnızlık
Gökyüzüne asılı kalmış bir yankı Arıyor
kendisini bırakan ağzı Yeniden, yeniden sesini bulmak için
İki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen, bir ucunda ben
Birleşip ayrılıyor çizgilerimiz Hangi boyuttan
koparılmıştık ki biz
Anı bile yok, ses, koku bile
Bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki Silgiler
hatırlıyor, kalemler unutuyor bizi.
Yalnızsan Eğer
hayatın devraldığı sessiz
bir özsudur acı birikir yüreğinin kıvrımlarında ve ağar
gözlerine ağır ağır bulutlar yere inmiştir artık ya da
gurbettesindir unutma
bir hayalet gibi
kapındadır yalnızlık denen şey ufkun kararabilir
birden için çölleşebilir kaçışın bile bir adımdır ya
da dönüşündür kendine unutma
Her sayfası kederle
kararan bir hüzün defterine döner günler ve her sabah
"merhaba hüzün" "merhaba yalnızlık" diyerek başlarsın
hayata ama hayat bağışlamayacaktır seni unutma
Üstelik günlüğü yoktur hüznün hiç bir zaman da
tutulmayacaktır serüvenlerin yorgun yeniği elleri
titreyen yaşlı bir kadındır hüzün ya da hasta bir
tanıdıktır ancak hepsi o
kadar
|