Turizmin Yeni Gözdesi Mersin TAŞUCU

Yazan: 30 Mayıs 2011  
Kategori: Manset, Turizm

1

Taşucu, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı bir kasaba merkezi ve belediyedir. Nüfusu 2000 Yılı Nüfus Sayımına göre, 10.466 kişidir. Kış aylarında 10.000 civarında olan nüfus, yazın turistler sayesinde 15-20.000 dolaylarında olur. Turizm açısından önemli olan bu kasabada, ilin Mersin Limanı’ndan sonraki en büyük ikinci limanı olan Taşucu Limanı bulunmaktadır. Buradan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne Limanı’na düzenli olarak deniz otobüsü seferleri yapılmaktadır. Yalnızca Türkiye’nin değil, Dünya’nın bu enlemde görülen en endemik iklim türü olan tropikal iklim görülür. Akdeniz kıyısında olmasına karşın çevresindeki Toroslar sayesinde sıcaklık yıl boyunca yüksek ve sıcaklık farkı son derece azdır. Yıllık ortalaması ise 24 derece ile Dünya’nın tüm 36. enlemlerinde görülen ortalamaların en yükseğidir. Dünya’daki tüm tropikal bitkiler, burada rahatça yetiştirlebilir.
Taşucu Limanı
Kasabada Şubat 2008 itibariyle bir lise (Taşucu Durmuş Tezcan Lisesi), iki ilkokul (Taşucu İlköğretim Okulu ve Taşucu SEKA İlköğretim Okulu), bir anaokulu ve bir de meslek yüksekokulu vardır (Taşucu Selçuk Üniversitesi).

Taşucu, Atatürk’ün en sevdiği bölgelerden biriydi. Sık sık ziyaret etmesinin nedeni de buydu. Ata, burayı evine yani Selânik’e benzetirdi. Bu yüzden 12 Mayıs 2005′te Taşucu’nda Taşucu Atatürk Evi açıldı.

Her yıl yaz aylarında yapılan plaj voleybolu, yerli sporcuların yanı sıra kardeş şehir Bergkamen’den gelen sporcularla birlikte güzel bir spor etkinliğidir. Taşucuspor ise kasabayı futbolda temsil eden Akdeniz Şeytanları lakaplı 1968′de kurulan kulüptür.

Ayrıca Taşucu’nun bir “Denizkızı Efsanesi” de vardır. Taşucu Festival Alanı’nda bir denizkızı heykeli de yapılmıştır. Taşucu’nda konserler, tiyatrolar, Taşucu Festivali adı altında festival alanında düzenlenir.

tasucu4

Taşucu’nun Kummahallesi bölümü, Caretta Caretta kaplumbağaları ve kuş cenneti ile ünlüdür. Taşucu’na yapılması düşünülen havaalanı, kuş cennetinin olması dolayısıyla başlamamıştır. Bu da kuş cennetini korumuştur. Ne var ki son yıllarda kuş cennetinde kuş çok az kalmıştır. Akgöl, kuş cennetinin yakınında ve yörece ünlü olan göldür

Turistik Yerleri
Göksu Deltası
Göksu deltasında, 450 türden oluşan Türkiye kuşlarının 332 türü barınmaktadır. Su kuşu türlerinin çeşitliliği ve sayılarının fazla oluşu nedeniyle, özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşme (RAMSAR) kriterlerine göre de uluslararası öneme sahip alanlardan birisidir. Ülkemiz bu sözleşmeye 1993 yılında taraf olmuş, 1994 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce onaylanmıştır. 1996 yılında da Kültür Bakanlığı’nca Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. Özel Çevre Koruma Müdürlüğü ve Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından bölgede çalışmalar yapılmaktadır. Delta, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kuş bilimcilerin (Ornitolog) büyük ilgisini çekmektedir. Don olayının az görüldüğü iklimi ve tatlı sudan tuzluya değişen çok çeşitli su ortamının varlığı, deltayı Türkiye”nin diğer bölgelerinde seyrek görülen göçmen, kışlayan ve kuluçkaya yatan birçok kuş türü için çekici kılar. Bu kuşlardan saz horozu, yaz ördeği, yalı çapkını, kızılbacak, kızılşahin, balıkçıl, sakar meke, yeşilbaş ördek Göksu deltasında sürekli. Flamingo ise kışın barınmaktadır. Sazhorozu Göksu deltasının sembolü olmuş ve kuş gözlemcileri tarafından sürekli izlenmektedir.

Göksu deltası ve onu çevreleyen tepeler, yüksek çeşitlilik ve yoğunlukta sürüngen toplulukları barındırır. 1991”de 4 tür kara ve su kurbağası, 6 tür kara ve su kaplumbağası, 14 tür kertenkele ve 10 yılan türü belirlenmiştir. Delta, deniz kaplumbağalarının (Careta caretta, Chelonia mydas) Doğu Akdeniz’de yer alan 1. derece yumurtlama alanıdır. Nesli tükenmekte olan mavi yengecin (Callinectes sapidus) üreme alanı da Göksu deltasıdır. Kıyılarında fok balığı da yaşamaktadır.

Paredeniz dalyanı, delta ekonomisi içinde önemli bir yere sahiptir. Kefal, Yılanbalığı, Levrek, Çipura gibi balık çeşitlerinin çıktığı dalyan, S.S Kurtuluş Köyü Balıkçılık ve Su Ürünleri Kooperatifi tarafından işletilmektedir.

Göksu, Seyhan ve Ceyhan”dan sonra Akdeniz”e dökülen akarsuların en önemlisidir. Uzunluğu 260 Km.dir. Sularını topladığı havzası 10.400 Km.dir. Deltayı ikiye bölerek denize ulaşır.

Deltadaki tüm sulak alanların toplamı 1.954 Hektar’dır. Akgöl, deltanın en büyük su kültesi olup 1.200 Hektar’lık bir alanı kaplar ve tatlı su gölüdür. Bitki ve hayvanlar için oldukça zengin yaşam ortamı oluşturur.

Göksu deltası, Akdeniz iklimine özgü çok çeşitli doğal bitki örtüsüne sahiptir. Son yapılan araştırmalara göre, bölgede 352 bitki türü belirlenmiştir. Türkiye”de korunmaya ihtiyacı olan 8 adet dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan tür ile 32 adet nadir tür deltada yaşamaktadır.

Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki makiliklerde, Defne, Zakkum, Melengiç, Murt, Harnup gibi tipik Akdeniz bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar 2000 M.den sonra seyrekleşerek, yerini 2500 M.den sonra çalılıklar ve geniş otlaklara bırakmaktadır.

CARETTA CARETTA & CHELONİA MYDAS
Yaklaşık yüz on milyon yıldır sahillerimiz, Yeşil Baş (Chelonia Mydas) ve Logger Head (Caretta Caretta) kaplumbağaları tarafından ziyaret edilmektedir. Yeşil Baş (Chelonia Mydas) ve Logger Head (Caretta Caretta) kaplumbağaları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz Kıyılarında ve bazen de İsrail’de yumurtlama yapmaktadır.
Bu büyüleyici canlılar, yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında kumsallarımıza gelmektedirler.

Güneşin batışından sonra hava karardığında, bazen kabukları 100 Cm.den fazla olan yetişkin dişi kaplumbağalar kumsalda yumurtlamaya uygun bir yer ararlar. Türlerine bağlı olarak 65 ile 110 adet arasında yumurta bırakırlar. Her bir kaplumbağa 10-15 gün arayla beş ila altı kez yumurtlar. Yumurtlama tamamlandığında yorgun düşen dişi kaplumbağa denize geri döner. Tekrar yumurtlama yapmak için aynı kumsala iki yıl sonra yeniden gelir.

Ekolojistler ve öğrenciler, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan deniz kaplumbağalarının korunmasına yardım etmek amacıyla yumurtlama alanlarında gözlemlerde bulunmaktadırlar. Ziyaretçiler için de bu doğa olayını gözlemlemek heyecan verici bir deneyimdir. Carettaları izlemek istiyorsanız gece kumsalda kamp yapan gruplara katılabilirsiniz, koruma amaçlı gönüllü grubundan oluşan bu gruplar her yıl düzenli olarak dünyanın her yerinden gelip kaplumbağaları izlemektedirler.

Ortalama yaşları 100 ila 120 yıl… Bunun yaklaşık 70 yılını denizlerde dolaşarak geçiriyorlar… Ve dünyanın sadece belirli yerlerinde soylarını sürdürebilme mücadelesine girişiyorlar.

Caretta Caretta’lar dünyanın sadece belirli yerlerinde yumurtlayabiliyorlar. Yumurtlamak için çok ince kum olan sahilleri seçen Caretta Caretta’lar, rüzgarlarla Kuzey Afrika’dan gelen ince kuma sahip 20 kumsalı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyılarında bulmuşlar. Ancak Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın raporlarına göre bu kumsallardan 11’i oldukça kötü durumda.

Uluslararası raporlara göre soyu tükenmekte olan Caretta Caretta’ları Türkiye taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında korumakla yükümlü.

Arslan Eyce Amphora Müzesi
Amphora Müzesi
Günümüzde bir kısmı kullanılan yüksek ve kemerli taş bina, 1800 lü yıllarda deniz ticareti ve ihracatında kullanılmak üzere ambar olarak yapılmış.
Arslan Eyce tarafından Vakfa bağışlanan değerli koleksiyonla beraber 1997 yılında Kültür Bakanlığı tarafından resmi olarak müze haline getirilmiş. Arslan Eyce’nin 40 yıl boyunca büyük özverisiyle koleksiyon haline dönüştürülen, kırılıp yok olmaktan kurtarılan, kaçırılıp satılmaktan korunan, yaklaşık 400 adet Amphoranın bakım ve onarımları yapılmış.
2003 yılında estetik bir sergileme anlayışı içinde ziyarete açılmış. Müze çok kültürlü amphoraları barındırması ünlü. Roma ve Bizans eserleri arasında en eskisi M.Ö. 6. yy, en yenisi M.Ö. 12 yy tarihlenmesi, toprak ve taş heykelcikleri, gümüş paralar, fosiller ile kendi konumunda dünyanın en zengin müzesi olarak değerlendiriliyor. 3000 yıllık tarih süresinin yaşandığı Amphora Müzesinin merkezde bulunması, Kıbrıs’a gidip gelen yolcuları ağırlaması, yaz sıcağında taş bina serinliğinde keyifle gezilebiliyor olması, yerli ve yabancı turistler tarafından da büyük ilgi görmesine neden oluyor.

ARAPLI KÖPRÜSÜ
Taşucu eşrafından Hacı Mehmet Efendi (Hacı Paşa)’nin müteahhitliğinde yaptırılan köprü, 1900 yılına gelirken tamamlanmıştı. 5 gözlü kemerli ve doğu-batı yönünde uzanan köprü, kesme taştan yapılmıştır. Köprünün ayaklarının akacak sulardan zarar görmemesi için birkaç metre yukarısında ve aşağısında dere tabanı düz bir yüzey oluşturacak biçimde taşlarla kaplanmıştır.

Köprü, yaklaşık 20 metre uzunlukta, 4 metre genişlikte ve 4,50 metre yüksekliktedir. Ayrıca köprünün üzerinde her iki tarafta da yine taş duvar örülerek yapılmış korkuluklar yer almaktadır. Ancak korkuluklar yer yer yıkılmış veya tahrip edilmiştir. Köprü üzerinde her hangi bir kitabe bulunmamaktadır.

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!





haberler haberler