|
AYRILIK
ŞİİRLERİ
AYRILIK
ŞİİRİ
Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen Bir mektup
bırakarak balıkçı koyundan sisler icinde uzaklaşan
kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın koynumdan
Bütün yolcularını Boğaz köprüsünün çaldıgı
Araba vapurunun boş seferleri
AYRILIK SEVDAYA DAHİL
görinen yıldız
değil yir yir delinmişdür felek gün yüzünün hasretiyle
tir-i ahımdan benüm
necati
-1. açılmış
sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli
saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu
genç kadın
-2.
rüzgâr uzak karanlıklara
sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık
yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir
yerlere yıldırım düşüyorum
YÜREĞİM YANGIN YERİ
Okşarken kalbimi
karbeyaz bulutlar, Duman renkli güvercinler konarken
dudağına gökyüzümün, Afet-i başlattı birden gidişin.
Org melekleri uçuştu Ellerime dokundu sevda
remilli bir cinayet. Devlet arması koparılmış bir zafer
tacı gibi, küle ve tuza bandın bu sevdayı.
Gidişin
gönlümdeki yanardağın patlamasıydı Ve bir bir eritmesiydi
uvuzlarımı...
Perdeler indi,tozlar uçuştu,gözyaşı
yağmur oldu Yandım ateşlerle dondu toprağım Ve gördüm
hasretinle çürüyen günlerimi...
ACI BİR HAYAT.
Bir tek senin aşkın mı aşk? Sen misin
sevda yanığı kaçak Ben seni sevdim seveli yandım
Yandım,yandım sende söndüm
Hayat bana bir dargın
bir barışık Her günüm senle karma karışık Çakmak,
çakmak gözlerinde ışık Senin sevdan bende, barut fişek
Ulaşılmayı beklerken ayrılık İkimizin kaderi olsa
gerek
AYRILIK KAPIYI ÇALIYOR
Ayrılık kapıyı çalıyor
açma Biraz daha düşün zamanımız var.. Ne günler
yaşadık bak sayfa sayfa Seninle yazılmış romanımız var..
Gönül kapısından hemen uçma dur! Selamsız vedasız
böyle kaçma dur! Bilinmez yerlere yelken açma dur!
Seninle mutluluk limanımız var! ...
Bir anda
yokuşa çevirme düzü Dargınlık bir aşkın tadı ve tuzu
BU AYRILIK
Kusuruma bakmayın
benim, dostlar, bağışlayın beni. Ben davullara,
bayraklara aldırmayan bir padişahın yoluna düşmüşüm,
deli divane olmuşum. Çok uzaklardan yürüyen bir adam
gibiyim ben, çok uzaklardan geçen bir hayal gibi. Ama
yok da sayılmam hani, var olan bir şeyim ben.
Haydi ben bensiz geleyim, sen sensiz gel. Ne
varsa şu ırmağın içinde var, soyunalım iki can,
dalalım şu ırmağa, hadi. Bu kupkuru yerde yakınmadan
gayri ne gördük, bu kupkuru yerde ne gördük zulümden
gayri.
AYRILIK ŞARKISI
Gidince, gülün rengi
sarardı gözlerimde Mutluluk dolu dünyam karardı gözlerimde
Gözyaşların yağmurdu, ıslatırdı içimi O yemyeşil
gözlerin bahardı gözlerimde
Yıldız gibi parladı
gönlümde gülüşlerin Duruşun güneşimdi, yanardı gözlerimde
Dudaklarım ismini hecelerdi derinden Bakışlarım
hep seni arardı gözlerimde
BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK
Vara vara vardım ol
kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne
gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Nice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül
benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola gönderdi Bir
ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karacoğlan der ki
kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez
NE ZAMAN AYRILIK
SAATİ GELSE
Ne zaman
ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak
çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran
sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir
gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir
devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilirde
hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne
zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır
yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider
pembeliği yüzünün
AYRILIK GÜNÜ
Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş
sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar
komadı
Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakalarımda Ve
büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir
içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar
Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma
çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda
Şarkıların en hüzünlüsü
|